Metabolik Sendrom Nedir?

0 130

Sendromun temelinde insülin direncinin yattığı düşünülmekte ve bu nedenle koroner kalp hastalığı (KKH) riski açısından önemi daha da artmaktadır. İnsülin direnci; abdominal obezite, aterojenik dislipidemi, fiziksel aktivite yetersizliği, karbonhidrat (CHO) içeriği yüksek diyetlerin aşırı tüketimi, aşırı yemek yeme, hormonal değişiklikler, yaşlanma ve genetik gibi pek çok etkene bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Metabolik sendromun tedavisinde son yıllarda yeni yaklaşımlar geliştirilse de temelde sağlıklı zayıflama diyeti, egzersiz, bozulmuş lipid profiline yönelik tedavi ile hipertansiyon ve hiperglisemi kriterlerine uygun olarak geliştirilen yaklaşımlar temeli oluşturmaktadır.

Metabolik sendromun tıbbi beslenme tedavisinde yapılacak değişiklikler ve besin gruplarının tüketim miktarlarına yönelik öneriler aşağıda verilmiştir;

  • Ekmek kahvaltı gevrekleri, makarna, tam tahıllar, patates, pirinç, kuru fasulye, nohut, mercimek: Günde 6 veya daha fazla porsiyon
  • Sebze ve meyveler: Günde 5 veya daha fazla porsiyon
  • Yağsız veya yarım yağlı süt ürünleri: Günde 2-3 porsiyon
  • Yağsız kırmızı et, kümes hayvanları ve balık: Günde 150 g’a kadar
  • Margarinler ve sıvı yağlar: Sadece pişirmede kullanılmalıdır. Trans yağlar gibi doymuş yağ miktarı bakımından yüksek olan yağlar sınırlanmalıdır.
  • Yağlı tohumlar: Çoklu doymamış yağ asitlerinden zengin olmasına rağmen, enerji bakımından yüksektir. Tüketimine dikkat edilmelidir.
  • Yumurta: Haftada 2 yumurta sarısından fazla tüketilmemelidir.

Diyetisyen/Beslenme Uzmanlarının Metabolik Sendrom Tedavisindeki Rolü

Sağlıklı zayıflama beslenme ve diyet uzmanı, diyetisyen aracılığıyla yapılmalıdır. Öncelikle hastanın beslenme durumu ve metabolik sendrom bileşenleri ayrıntılı olarak incelenmelidir. Hastanın vücut ağırlığı ve geçmişteki vücut ağırlığı öyküsü, BKİ, bel-kalça çevresi, ekstremiteler ve özellikle abdominal bölgedeki yağ birikimi ve bu parametrelerin takibi oldukça önemlidir. Klinik uygulamada diyetisyenin dikkate alması gereken noktalar şöyle özetlenebilir:

  • Metabolik sendrom tanısı almış bir hastada öncelikle bireysel hastalık öyküsü büyük önem taşımaktadır. Geçmişteki beslenme alışkanlıklarını belirlemek amacıyla bir form doldurulmasında yarar vardır.
  • Hastayı beslenme alışkanlığını değiştirmek ve bunu bir yaşam tarzı haline getirmek konusunda bilinçlendirmek gereklidir. Bu amaçla bir besin günlüğü tutulması sağlanabilir.
  • Fiziksel aktiviteyi yaşamının bir parçası haline getirmesi konusunda hasta motive edilmelidir. Bireysel alışkanlık ve gereksinimler mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
  • En ideal tıbbi beslenme plan ve programı, fiziksel aktivite, davranış değişikliği ve ilaç tedavisi kombinasyonu için görüşmeler yapılmalıdır.
  • Vücut ağırlığı kontrolünün sağlanmasında bireyin izlemi çok önemlidir. Klinik uygulamada, hem hekim hem de diyetisyen tarafından bireyde metabolik sendrom kriterlerinin gelişimi izlenmelidir.

Yorum Yapın