Kardiyovasküler Hastalıklar ve Beslenme

0 152

Kardiyovasküler hastalıklar, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de erşkinlerde başta gelen mortalite ve morbitide nedenidir. Dünyadaki ölümlerin üçte birinden fazlasının kalp ve damar hastalıkları nedeniyle meydana geldiği ve bu ölümlerin %80’inin gelişmekte olan ülkelerde olduğu bildirilmektedir.

Kardiyovasküler hastalıkların risk faktörleri olarak, hipertansiyon, sedanter yaşam, hipertrigliseridemi, hiperkolesterolemi ve sigara tüketimi gösterilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü kan basıncı, obezite, kolesterol ve sigara içiminin kontrolü ile kalp ve damar hastalığı görülme sıklığının yarıya indirilebileceğini bildirmiştir. Bu bağlamda yapılması gereken önlenebilir nitelikteki kalp ve damar hastalıklarından korunma stratejilerini geliştirmek, birey ve toplum için planlar yapmaktır.

Hiperlipidemide  görülen  yüksek kolesterol düzeyi, çoğu zaman doymuş yağ ve yüksek kolesterollü beslenme, egzersiz eksikliği ve sigara gibi nedenlerle doğrudan ilişkilidir. Toplumumuzda bireylerin genel olarak HDL kolesterol düşük, trigliserid düzeylerinin yüksek olmasında çevresel etkenlerle  birlikte, genetik temelin de etkili olduğu ileri sürülmektedir.

Beslenme ve kardiyovasküler hastalık arasındaki ilişkiye dair birçok kanıt vardır. En yüksek kanıt düzeyine sahip Avrupa Sağlık Ağı’nın önerdiği stratejinin ana hedefleri şunlardır:

  • Doymuş yağ ve trans yağ asitleri tüketiminin azaltılması,
  • Meyve ve sebze tüketiminin arttırılması,
  • Tuz tüketiminin azaltılması,
  • Fiziksel aktivitenin artırılması,
  • Beden kütle indeksinin azaltılması.

Kalp damar hastalıkları, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı değişikliği ile önlenebilen veya oluştuktan sonra tıbbi beslenme tedavisi ve yaşam tarzı değişikliği ile iyileştirilebilen bir sağlık sorunudur. Koruyucu sağlık hizmetlerinin tedavi edici hizmetlerden daha kolay, ucuz ve etkili olduğu düşüncesi konunun önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Yorum Yapın